MEDYADA NE KONUŞULUR?

Medyanın gündemi nedir? Medya içerikleriyle günümüz dünyasında hemen her mecrada karşılaşıyoruz fakat buna bir bütün halinde bakamadığımız için hangi tür içeriklerle nasıl karşılaşıyoruz ve bizi nasıl etkiliyorlar konusuna düzgün bir şekilde eğilmediğimizi düşünüyorum o yüzden medyada ne konuşulur bizi nasıl etkiler gelin birlikte bakalım.

Medyanın birinci konusu “arzularımızdır” eğlence, futbol, pop kültürü, dizi oyuncuları pornografi, erotizm, duygusal ilişkiler, küçük gizemler yani arzularımıza hitap eden hemen her tür içerik bu başlığın altında yer alır ve medyanın neredeyse %65’i bunlardan oluşur.

Biz toplum olarak, arzularınızı kaşıyan -bu sınıf atlama arzularımız olabilir, seksüel arzularımız olabilir, duygusal arzularımız olabilir- her içeriği tüketmek isteriz. Özellikle sosyal medyada yayınlanan içerikler yüzünden “sosyal medya bağımlılığı” tanımının oluşmasına bu içerikler neden olur.

Bu konuyu şöyle bir örnekte değerlendirelim; Çok sevdiğiniz ve güvendiğiniz bir arkadaşınız var, bir gün sizinle buluşmak istedi, güzel bir restoranda randevulaştınız, pencere kenarında şık bir masaya oturdunuz, elinde bir tane defter var ve size diyor ki bu defterde mutluluğun formülü var. Ona inanıyorsunuz ve güveniyorsunuz gerçekten defterde sizi bundan sonra tamamen mutlu kılacak bilgiler olduğunu biliyorsunuz. Tam o anda yanına oturduğunuz pencerenin önünden, pala bıyıklı, saçları beline kadar kırmızı renge boyanmış, mini etekli, apartman topuklu bir kadın, elindeki meyveleri başka insanlar atarak geçiyor.

Arkadaşınızın getirdiği defteri mi okumaya başlarsınız yoksa pencerenin önünden geçen kişiye mi takılı kalırsınız?

İşte arzularımız için hazırlanmış içerikler bizimle böyle oynar.

Hazırlıksız yakalanırsak, kendimizi kaptırırsak, muhteşem manzaralar, gezilecek tatil yerleri, yetenekli dans eden insanlar, lüks arabalar, özenle hazırlanmış yemek tabakları, dizi oyuncuları, bizi oltalar ve gözlerimizi ondan kaçırmayı bir türlü başaramayız.

Medyanın ikinci konusu “gündemdir”.

Günlük olarak hayatımızı ilgilendiren olaylardır.

Bunlar siyaset, ekonomi, spor ya da afetler gibi çeşitli kategoriler altında önümüze gelebilirler. Hayatımızda önemli bir yer tutarlar çünkü; gündemi oluşturan bu bilgilerin hayatımızı derinden etkileyebileceği gerçeğini hepimiz biliriz. Doların aşağı ya da yukarı bir hareketi, siyasi bir liderin toplumu etkileyebilecek bir açıklaması, bir deprem haberi, bir futbol takımının uluslararası başarısı, askeri bir operasyon, hepimizin günlük yaşantısını değiştirebilir. Ortalama bir batı ülkesinde toplumun tümüne hitap edecek bu tarz haber sayısı çok az ve nadirken bizde gündem içerikleri hepimizi yoracak kadar çoktur. Bazen aynı günün içinde farklı birkaç haberden etkilenerek duygusal dalgalanmalar yaşarız. Biz lokasyon olarak bize yakınlığına göre daha yüksek bir konsantrasyonda bu içerikleri görmeyi ve bilmeyi isteriz.

Gündemin kendi içinde bir alt katmanı vardır, ben ona “geniş zaman gündemi” diyorum anlık bugünü/bugünleri ilgilendiren olayların dışında aynı zamanda bu dönemi (birkaç hafta ile birkaç aya arasında değişebilir) ilgilendiren olaylara da ilgi gösteririz. Mesela “yapay zeka” bu dönemin geniş zaman gündemlerinden bir tanesidir. Yapay zeka ile ilgili yeni gelişmelere ister istemez kulak kabartırız. Kaliteli beslenme, yaşam kalitemizi yükseltme, yaşam süremizi uzatma, ekonomik kriz, zayıflama iğnesi gibi konular bu dönemin önemli geniş zaman gündemlerindendir. Göz ucuyla da olsa takip etmeyi isteriz.

Medyanı üçüncü konusu ise, problemlerimizdir. Bu çocuk kocaman oldu, hangi okula vereceğiz? Fasülye nasıl ayıklanır? Tatile nereye gidelim? Ayak tırnağım parmağıma batıyor ne yapayım? Öksürüyorum yoksa kanser mi oldum? gibi soruya dönüştürdüğümüz problemleri medya aracılığıyla çözmeye çalışırız. Bu konular ağırlıklı olarak dijital medyanın gelişmesiyle daha çok kendine yer bulan içerikler oldu. Bu yüzden yayın mecraları kendi kitlelerine ve yayın üsluplarına uygun şekilde problemlerimizi çözmeye yardımcı olacak eğitim içeriklerini desteklemek zorunda kaldılar. Eğitim denilince aklımıza hemen detaylı müfredatlar ve eğitim içerikleri gelmesin. Facebookta karşılaştığımız “sarımsağı bütün yut tüm ağrıların geçecek” içerikleri de X’de karşılaştığımız “ölmeden önce okunması gereken 10bin kitap” içerikleri de bu kategoride yer alabilir.

Medyanın bu üç konusu haricinde bizim üzerimize etki kurmasını sağlayan iki tane de yöntemi var. Bonus olarak da bunlardan bahsedeyim. Bunların birincisi “merak tuzağı”. Biz kediler kadar (yoksa maymunlar mı demeliydim?) meraklıyız. “Bu kapının ardındakilere çok şaşıracaksınız!” “Yaptığı açıklama herkesi etkileyecek” “Bunu yiyen artık yaşlanmıyor!” “Öyle bir şey söyledi ki…” Bu içeriklerin mıknatıs etkisinden kaçmak gerçekten zor. Ancak medya konusunda gerçek bir okuryazarlık eğitiminden geçmiş insanların kaçınabildiği içerikler.

“Bakın bakın size ne göstereceğim” güdülerimizi manuple eden ve başarısını kendisi üzerine toplayabildiği ilgiden kazanan bir medyanın sihirli sözlerinden birisi.

İkinci bir yöntemi ise “duygusal yansıtmadır” Öğrendiğimiz haber karşısında bizim yaşayacağımız duyguları bizim adımıza yaşayarak bizi rahatlatması diye tarif edilebilir.

Örneğin habere konu olan herhangi bir kişinin yaşadığı bir mağduriyet sonrasındaki öfkeyi bizim adımıza yaşayarak bize yansıtması. Üzücü bir haber sonrasında bizim adımıza üzülerek hatta gerekliyse ağlayarak bizim duygularımıza rehber olması…

Biz, bu duygularımızı yansıtan içerikleri görmeyi çok severiz. Tabir yerindeyse, gazımızın alınması bizi bu içeriklere bağlar. Bu yüzden “lafı tam yerine söyleyen kişilerin” kısa videolarını izlemeye doyamayız.

Bir cevap yazın