NE OLDU DÜNYAYI DEĞİŞTİRME PLANLARINA?

İlkokul birinci sınıflara öğretmenlik yapmak hep zordur. Bu yüzden özellikle dönem başlarında birinci sınıf öğretmenlerine sıklıkla hâl hatır sorulur.

İyi bir öğretmen olmasıyla ünlü bir arkadaşıma sınıftan çıktığında sormuştum, nasıl gidiyor hocam, diye. “Gayet iyi, gayet iyi, yavaş yavaş söndürüyoruz çocukların gözlerindeki parlaklığı.” demişti.

Gerçekten de birkaç hafta içinde tüm çocuklar, belli aralıklarla çalan zillere uygun biçimde sınıfa girip çıkmaları gerektiğini, sınıfın ortasında konuşan adama koşulsuz itaat etmesini, aile ortamının sınırsız sevgisinden, güven duygusundan, biriciklik halinden çıkıp, kurallarla örülü hayatın sıradanlığını öğreniyorlar.

Aynı değişime bir de üniversiteyi bitirip de iş hayatına atılan çocuklarda rastlıyorum.

Üniversite boyunca çeşitli biçimlerde dünyayı değiştirme hayalleri kurarak zaman geçirip nasıl oluyor da “Ne yapmayı planlıyorsun?” diye sorduğumda, “Unilever’de (marka burada örnektir) çalışmayı düşünüyorum.” diye cevaplayabiliyor?

-Ee ne yapacaksın orada?

-Uygun bir pozisyondan başlarım.

Ne oldu dünyayı değiştirme planlarına?

Yeni karşılaşılan “iş hayatı kuralları!”, iş, para, saygınlık, statü kaygısı ile birleşmesinin sonucunda güme gitti…

Gitmesin, iş dünyasının en çok da o “dünyayı değiştirme planlarına” ihtiyacı var.

İş görüşmeleri ile ilgili, işe yaradığını kendimden bildiğim, şu kurallar saçmalığından sıyrılmamızı sağlayacak birkaç yeni bakış açısı sunayım…

İş görüşmeleri tanışma toplantılarıdır. İki taraf da birbirine kendisini anlatır. Bu basitlikte ele almak gerekir.

Tüm iş görüşmeleri 1-1 başlar. Yani sizin o işe ne kadar ihtiyacınız varsa, o şirketin de o departmanda çalışacak o bilgi ve becerilerdeki insana o kadar ihtiyacı vardır. Şirketin büyüklüğü ile kendinizi karşılaştırıp kendinizi baskı altında hissetmeyin.

Kıyafetlerin statü simgeleme hikayesi biteli çok oluyor. Temiz itinalı ve sizin karakterinize uygun olması koşuluyla nasıl istiyorsanız öyle giyinin. Başvurduğunuz işin haricinde iyi bir sporcuysanız eşofmanla bile gidebilirsiniz toplantıya. İlgi çekici bile olabilir. (Bu kural devlet dairelerinde işlemez…)

Bu bölüme başvuran çok kişi vardır aldatmacasına kanmayın. Sizin de başvurabileceğiniz bir o kadar şirket var. Kimse değerli birini kaçırmak istemez.

Profesyonel bilgi, tecrübe çok önemlidir ama yapmaya olan inanç her zaman kazanır.

Para konuşmak bizim kültürümüzde biraz sıkıntılıdır. Bu sıkıntıyı üzerinizden atın. Alacağınız parayı siz belirlersiniz. Çünkü değerinizi en iyi siz bilirsiniz. Bu konuda hazırlık yapın. Piyasayı, genel ücretleri ve sizin ihtiyaçlarınızı analiz ederek bir sonuca varın. Birileri şu kadar kazanıyormuş cümlelerine kanmayın. Ücretler, zaman (tecrübe), bildiğin bilgi ve kişisel yetenekler üçlüsüne göre belirlenir. Çok özel durumlar haricinde de artı eksi %20 oynar.

Masada nereye oturacağım? Nasıl tokalaşayım? Gözlerinin içine bakarak konuşmak lazım ama fazla bakarsam da rahatsız edici olur mu? Bunun ayarı ne? Çok mu konuştum? Az mı konuştum? Bla bla bla… Araştırmalar gösteriyor ki bunların hepsi yalan hikâye!

Karşınızdaki insana itina etmeniz koşuluyla ki o size büyük ihtimalle itina ediyordur, normal hayatta nasıl biriyseniz öyle davranın. Hayatınızı yaşarken kendinizi anlatabildiğiniz ve utandırmadığınıza göre bu görüşmede de bunları yapabilirsiniz.

Samimiyetsizliğin kokusunu herkes alır. Şatafatlı ambalajlarla kendini sunma dönemi reklamcılıkta bile bitiyor. Dengeli olmak koşuluyla samimiyet ve açıklık her kapıyı aralar.

Şirketler işlerin nasıl yapılacağını ve kendi ihtiyaçlarını biliyorlar, bunu kimin yapacağını bilmiyorlar. Artık sistemlere dişliler aranmıyor. Karakterleriyle var olan ekip arkadaşları aranıyor. Karakterinizi ortaya çıkarmaktan çekinmeyin.

Birilerini etkilemeniz gerekiyor kafasından çıkın. İş görüşmeleri yarışma ve gösteri alanları değil, tanışma yerleridir.

Evrimsel olarak biz, mutlu ve sağlıklı olanı desteklemek isteriz. Böylece bir sonraki soyun mutlu ve sağlıklı olmasına katkıda bulunuruz. Dönemsel kaygılarınızın buhranlarında boğulmayın. Gelecekle ilgili planlarınızı anlatın.

“İnsan Kaynakları” departmanı 1800’lerin sonunda endüstri devrimiyle oluşmuş bir departmandır. Fabrikalarda çalışan işçilerin daha iyi bir performansla nasıl çalıştırılabileceğini bulmak için oluşturulmuştur. Ve ilk yaptıkları işlerden bir tanesi orduya asker seçmektir.  Yani o kadar da ciddiye almayın.

Son olarak…

Daha önce konulan kurallara uyarak dünyayı değiştirebilen kimseye rastlamadım.

Kendi kurallarınızı koyun.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top